Kamudaki Kadrolu Ağustos Böcekleri (!)

Ne bu şimdi değil mi? Hah, hemen anlatayım.

Yakınıyorum… Her işin kutsallığına inanan birey gibi, sallana sallana yapılan işlerden yakınıyorum!

Bazı ayrıntıların gözardı edilmesinden yakınıyorum!

Zamanımın çalınmasından yakınıyorum!

Bunu yapanların tembelliğinden yakınıyorum!

Size verilen milli gelirin payının boşa harcanmasına, çar-çur edilmesine yakınıyorum!

Siz yan gelip yatıp o parayı kazanırken, maden ocaklarında ölen işçilerin canlarının harcanmasına yakınıyorum!

YAKINIYORUM her kötü şeyden işte!

Nedir bu, anlamıyorum? Çok mu zor o çalışma saatlerinde işini doğru yapmak, kazandığını haketmek? Çok mu zor?

Merak ediyorum, siz lisedeyken okulu kıranlardan mıydınız kuzum? Üniversitede imzaları arkadaşlarına attıranlardan mıydınız? Aynı yoldan geçtiğiniz halde faturasını başkasına yatırtanlardan mıydınız?

Ben fazla mı abartıyorum, yoksa siz fazla mı vurdumduymazsınız?

Bunları neden söyleme gereği duyduğumu anlatayım ;

Yaz okulunda dersimi ailemin yanındayken İzmir’den almak istedim. Seçme şansım yok! Ege açmıyor. 9 Eylül’e gitmem gerek. ( Ki zaten orayı istiyordum, o ayrı bir konu. )

Dün gittim. Öğrenci işleri, BÖTE’nin ders içeriklerini yayınlamadığını o yüzden yardımcı olamadıklarını bildirdi. Zaten hangi bölümün o dersi açacağı belli olmadığı için bir de o sorun vardı. Deu’nun hala finallerinin devam ediyor olması sorun. Bizim 26 Mayıs’ta bitmişti. Doğal olarak yaz okulu başvurularımız başladı bile. Eh onların bitmediği için dersler açıklanmamış. Ama biliyorum ben ki, dersler önceden belli oluyor. Onu öğrenmeye çalıştım öğrenemedim çünkü hocaları bulamadım…

Bugün tekrar gittim. Yine hocaları sabah bulamadığım için, öğleye kadar bekledim. ( Buralarda sorun yok. Final haftası herkes koşuşturuyor. Kime çatayım ki? Ne haddime? :) ) Derken, bir dönence başladı. Aynı binalar arasında dört döndüm durdum. ( Özneyi I. tekil şahıs kullandığıma bakmayın, sağolsun DEU-BÖTE’den arkadaşım Ömer de vardı yanımda. Yani I. Çoğul şahıs idik. ) Derken, hangi bölümün açacağını öğrendim. Böte açacakmış. Sırada içerik almak var. İçerikler ortada yok ki alayım? Onu da bulduk bir yerden. Nasıl bulduğumuzu anlatmak istemiyorum!

Yazı işlerinde imza vakti… Kamu kuruluşlarının uyuz birimlerinden biri. :) Küç’cük imza için saatlerce bekler dururuz değil mi? Ben de bu geleneği bozmadım tabii. Önce 1 saat dedi. “Nasıl yaaa?” dedim. Ağlayacağım neredeyse sinirden! “Normalde 4.30 derdim, sen ona dua et.” dedi memure. EHehe! Güleyim bari. :D O bayan sevecen biriydi. Sevecenliğine sığınarak kızamıyorum. İmzayı o atmıyor ya, o n’apsın! Neyse dedik… 1 saat sonra döndüm. İmzadan dönen evraklar arasında yok. Hemen yanında ayrılmış…

“HAh! İşte ooo!” dedim ki, hemen cevap geldi:

“Canım o imzalanmadı ya. Bir sorun var.”

Yine ne vaar! :’( Bu kısım içimden geçiyor. Daha neler de neler geçmiyor kiiiii… Bizim kağıt parçası içerikler eskiymiş. İmzalayamazlarmış. Ha bu arada benim bu cevabı almam için 1 saat daha geçti. Öğrenci işlerine tekrar sevk edildim. Adamcağız da benle 2 gündür uğraşıyor, usanmadan sağolsun. Buradan gelen cevap değişmedi. İçerikler yayında değil. Hala eklememişler! Ya ben, mazeretimi söylüyorum! Sizden ders almak istiyorum diyorum. Ders kayıtlarım Perşembe son! En geç Çarşamba elimde olması gerek ki, Bolu’ya postalayayım. Yapacakları 2 dakikalık iş yemin ediyorum! Sorumlu hoca arandı. Sağolsun memur abi orada yardımcı oldu baya. Yayınlayacağını söylemiş hoca. Bekliyorum. Yarın da olmazsa işim, dersi alamayacağım.

Dersi alamazsam, ölüm mü var ucunda dersek? Yok ya da var farkeder mi? Birileri işini sallıyor, ben kanunen yararlanabileceğim bir hizmeti sırf ağustos böcekleri şen şakrak saz çalıp oynasın, eğlensin, oyalansın, işini yapmasın diye alamıyorum! Yazık değil mi? Kaldı ki , ben bugün 11′den 17:30′a kadar içerik alacağım diye oyalandım. Bütün günümü harcadım. Dün de boşa gitti. Sizin vaktiniz değerliyse, benim vaktim çok daha değerli! Birazcık düşünceli olun! O koltuklarda salladığınız saniyeler bile bizden bir şeyler kaybettiriyor. Kişinin kendinde bitmiyor herşey. Kendinizi düşünmüyorsanız, çevrenizi, insanları düşünün biraz. Dönün bakın dünyaya bakalım neler oluyor? Arı gibi çalışanlar nasıl kazanıyor? Ağustos böceği kimliğinden sıyrılın artık!

 Yazar: d3niz · 08-06-10 · 4 Yorum »

Yorum Yapın

  1. Hamza ERBAY :

    Bu durum bende de olmuştu iş yerinden izin aldım perşembe akşamı çıktım yola Konya’dan hataya gittim. Sabah okuldaydım diploma alınacak 2007 de mezunum diplomamı 2009 da alıyorum :D ancak fırsat olmuş tabi sonra öğrenci işlerindeki yılların emektarı memure ablam içerden bir kucak diploma getirdi. Hepsi bizim bölümün diploması bir yandan kız arkadaşımla sohbet ediyor arada da diplomalara bakıyor yarım yamalak sonra “seninki yok yavrum” diye cevap verdi. “Nasıl yaaaa” dedim takıntım yokki hani sonradan bir işlem olsun velhasıl 1 1.5 saat dil döktük sonuç diploma kayıp sonra diğer memur abi geldi sağolsun ben bulurum dedi. Döndü gitti ileride masanın üstünde sadece benim diploma duruyormuş onu aldı getirdi verdi kim koydu nerden geldi halen anlamış değilim ama az daha gayret etselerdi diplomamı alamıyordum.

    08 Haz 2010 - 17:48
  2. admin :

    Ya işte, yarım yamalak çalışıyorlar ! Bu ne anlamıyorum. En önemli kuruluşlar kamu kuruluşları. Memurluğa yatmak gözüyle bakılıyor. Şu zihniyet yok edilse ne hoş olacak! Benim diplomamda da düzeltme var. Ömür boyu orada kalacak. Kayıtta, doğumyerimi yanlış yazmışlar! Çok kötü bir durum. Diplomalarda düzeltme yapılır, yeniden basılmaz bilirsin. O yazı aynen duruyor, yanında düzeltme var. :( Bir grafik tasarımcı olarak böylesine önemli bir belgedeki bu tür düzeltmenin ne kadar rahatsız edici olduğunu tahmin edebilirsin sanırım. Nokta koysan rahatsız olurum ya! :D Ayyyyy… Söylenecek çok söz var!

    08 Haz 2010 - 17:53
  3. Mert Çakır Yıldırım :

    Bu yaz stajımı adı vermek istemediğim bir şehrin İl Milli Eğitim Müdürlüğünde yaptım. 15. Günde stajın gönderilmeyen faks yüzünden geçerli olmayacağını öğrenmiş bulundum. Ve 15 gün boyunca popolarını o koca koltuklarda büyüten insanların özel mp3 cd’lerini kopyalamak, kullanmaktan aciz oldukları o bilgisayarlarına format atmak, kablosu çıkan mouse’un neden çalışmadığı anlatarak geçirdim.

    Ben bunları yaparken onlar da akşama kadar türkü dinleyip, borsayı takip etmekle meşguldü.. Daire’de Cümbür cemaat yapılan karpuz partilerinde bile bir pişkinlik vardı. Ve bu insanlar il bazında çok fazla yetkiye sahip, belli bir yere gelmiş insanlardı.

    Lanet olsun çalıştığım o yere.. Lanet olsun kamudaki kadrolu ağustos böceklerine…

    24 Ağu 2010 - 04:52
  4. admin :

    Of yazık olmuş sana. Gerçekten hep öyleler. Herşeyi sallıyorlar. Bir tek kendilerini düşünüyorlar. Sonra haksız yere haketmeyen memurlar da bizden paylarını alıyor. Aldıkları zaman lütfen bize kızmasınlar. Bize de yazık. Biz kime kızacağımızı kestiremiyoruz ki!

    24 Ağu 2010 - 11:04