Sosyal Felç

İçimden öyle diyesim geldi. Bu dönem çok çok kere çok yoğunum. ( O nasıl birşeyse. :) ) Aslında bloguma 5-10 dk zaman ayırmak çok vaktimi almıyor. Ama sonra bir-iki dakika derken, bir haftaya bir aya yayarsak tabii çok vaktimi alıyor. Birşeyler yazamadığımdan yazmadığımı sananlar var. Öyle birşeyin olmadığını belirtmek isterim. Her an her dakika, yazacak birşeyim var. Ama vakit yok işte…

En güzeli bu kararım olacak sanırım. Bloguma bir dönemlik yayın kısıtlaması getiriyor, geçici felce sokuyorum. Şubattan itibaren her güne özel yazılarım olacak. Umarım o zamana kadar benimle kalırsınız. :) Şu anda, küçük oyuncağını sandığa kendi elleriyle kilitleyen bir çocuk gibi hissediyorum. Ben blogumu seviyorum ya!!! Çok hem de. :D Çok duygulandım. :’)

Benim blogum sizin blogunuz. Ben yokken ona iyi bakın. :P Biliyorum aylar sonra döndüğümde ziyaretçi sayım 3-4 olacak. Biri ben olacağım, biri google botu diğerleri de sosyal ağ servislerim olacak. Ama siz beni beğenmekten vazgeçmeyin! Döndüğümde Facebook’tan dürterim sizi. :D

Sağlıcakla kalın. Beni unutmayın dostlarım! :)

Son son yazımı da beğenin. :( ühühühüh.

Not: Bu yazım bütün akademisyen hocalarıma gelsin. :D

 Yazar: d3niz · 12-10-10 · 7 Yorum »

Yorum Yapın

  1. Özcan ÖZYURT :

    Şimdi, bu konu üzerine konuşulabilecek oldukça çok şey var…

    Blog, sosyal ağlar, iletişim vb gibi araçlar, evet çok güzel iyi hoş, bunları destekleyen ve seni bu konuda oldukça fazla taktir eden bir büyüğün olarak bişiler karalamak istiyorum buraya..

    Tabi insanın günde 5-10 dakikasını bu işlere ayırması kötü birşey değil hatta çok güzel birşey… Herşeyden önce bireyler arası etkileşim, sosyal boyut ön plana çıkmakta ve bu da senin karakteristik özelliklerini doğrulamakta…

    Ama gel gelelim olayın farklı tarafına… İnsanların bazı dönemleri vardır bunu da iyi bilenlerden birisindir. O dönemler olmazsa olmz dönemleridir ve o dönemler belirli aralıklarla insanların hayatlarında olurlar.. Her insanın olur mu o tartışılır, hayata olan mesafesi, sorumluluk duygusu, iş yükü, kapasitesi, iş görme ve becerme yeteneği, kabiliyeti, becerisi ne dersen de… Hayat herkese her zaman aynı yükü yüklemez. Ha bu birazda bize bağlı birşey. yaşama tarzı hayat prensibi gibi bişey. İnsan kendini sorumlu hisseder, iş yapmak bişiler başarmak isterse o zaman yorulur, bunaldığı zamanlar oluri hayatla boğuşur..Unutma ki atıyorum X yerinde yaşan Y şahsiyetinin belki de hiç bir zaman boyle bir tasası olmayacaktır. Ama bu Y şahsiyeti de kendi halinde yaşayıp gidecektir. eğer biryerlerde iz bırakmak istiyorsak ki sanırım bütün mesele bu, biz üzerimize düşeni yapalım daaa gerisi olur olmaz o konuda da konuşacak onlarca kelime buluruz evelallah…Ve hayatta başarılı kişileri düşündüğümüz zaman şöyle bir, karşımıza somut örnekler çıkacaktır muhakkak. Bir sürü de bu işle ilgili veciz sözler vardır,, işte başarı merdivenleri, başarının efendisi gibi gibi gibi…

    Bütün bunların bizle ne ilgisi var diye düşünebiliriz…. Bu da şu… evet hayat (yada başka birileri) bize ciddi bir iş yükledi belki 3.5 aylık belki 6 aylık…belki de 1 yıllık…. belki de bu yük yüklenirken yeteri kadar da yükümüz vardı…Ama hiç kimseye kaldıramayacağı yük yüklenmez. Bu sabit doğru mu…? Eğer inanıyorsak ki bunda şüphe yok biz bu yükü de taşıyabiliriz ve üstesinden kalkabiliriz o zaman olay lehimize döner..doğru mu..? Ha bu yük bitti rahatlayacakmıyız???? Hayat; kendisi zaten yük değil mi? Ne zaman ne yaşayacağımıza karar verebiliyor muyuz gerçek manasıyla… Ve işimizi tamamlamak, bir sorumluluğu başarıyla tamamlamak… ne kadar güzel bir duygu olsa gerek, ondan alınacak hazz…

    Bağlıyorum düşüncelerimi…sonuç olarak doğru belki ufak tefek ayrıntılar ama birleşti mi .. bir düşün ne olduğunu..hayatımızın büyük bir kısmı bu girdapta eriyip gidiyor. Doğru önümüzde sıkı bir süreç var, ama bişilere de katlanmak zorundayız uykusuz gecelere, sosyal hayatın azlığına, eğlencemize ayıramayacağımız zamana, eş dost millet gezerken bizim kafayı yemelerimize… ha dinlenmeyecekmiyiz o ayrı…

    Çok uzattım farkındayım ama bu yazıyı herhangi bir yere gitsin diye yazmadım. İçimden gelenleri klavye tuşlarıyla facebook ekranına düştüm…

    son bi şey, ne yapsam ben demi girsem bu blog işlerine he ne dersin….

    Selamlar…

    13 Eki 2010 - 06:13
  2. admin :

    Evet hocam çok haklısınız. Uzunca da yazmışsınız. :) Ama eminim daha çok söylecekleriniz kalmıştır. Olayın farklı tarafının hep farkındaydım ama farkında olduğunu kabullenmek benim gibi biri için çok zor. Blog tiryakisi olmuşum adeta. :D Şimdi tedavi görmem lazım. Umarım döndüğüm zaman da yazacak birşeylerim olur. O coşkum, sevgim hiç bitmez. :)

    Bence siz de girseniz fena olmaz. Şubat’tan sonra size de bir blog açalım. Söyleyecek çok şeyiniz olduğuna eminim. :)

    13 Eki 2010 - 07:07
  3. TRouBLeSHooTeR :

    Şubat ayına az kaldı,kendini yazı yazmaya hazırlasan iyi olur ^^’
    takip edenler var hani :F

    27 Oca 2011 - 08:24
  4. Deniz :

    Hazırlanmadığımı kim söyledi? :D

    27 Oca 2011 - 10:03
  5. Burak :

    Nette gezerken yanlışlıkla blog’una girdim… O da nesi bir bayan blogger :) ve güzel bir blog… Sonra sosyal felç yazını okuyunca birden tüh dedim geç kaldım :)

    Neyseki Şubat’a birşey kalmadı :)
    Seni takip etmek güzel olacak die düşünüyorum (daha yeni başladım da :) )

    Şubatta yeni yazılarını bekliyoruz…

    02 Şub 2011 - 15:05
  6. Deniz :

    Teşekkür ederim.. Ben de beni heyecanla bekliyorum. :D Yazmak gibisi yok. Gerçekten eğlenceli. :)

    03 Şub 2011 - 22:08
  7. afdo@rose :

    güzelmiş

    29 Mar 2011 - 20:25